Pazartesi, Kasım 30, 2009

Çılgın yönetici görevini bırakıyor. Ryanair'in efsane CEO'su ayrılıyor


Sıradışı CEO


Dünyayı low cost carrier (düşük maliyetli havayolu) sistemiyle tanıştıran, havacılık endüstrisinde dahi olarak tanımlanan Ryanair'in CEO'su Michael O'Leary görevi iki üç yıl içinde bırakacağını açıkladı.

Havacılık dünyasının dahi çocuk diye adlandırdığı Ryanair'in CEO'su Michael O'Leary renkli kişiliği ile tanınıyordu. O'Leary'nin ismi şirketin sıra dışı tanıtım kampanyalarında sergilediği tuhaf hareketler ile akıllara kazınmıştı.



İrlanda merkezli Ryanair'i kısa sürede Avrupa'nın en büyük havayollarından biri haline getiren O'Leary, görevi bırakmadan önce en büyük hayalinin İrlanda'nın milli havayolu Air Lingus'u satın almak olduğunu söyledi.
Ryanair, rakibi Air Lingus'a almak için iki kez teşebbüste bulunmuş ancak başarılı olamamıştı.

1985 yılında filosundaki bir adet 15 koltuklu Bandeirante tipi uçakla Waterford'tan Londra'ya günlük seferlere başlayan Ryanair, bugün Avrupa'da
26 ülkede 800'ün üzerinde şehre sefer yapıyor. Şirketin filosunda tamamı Boeing 737-800'den oluşan 206 uçak bulunuyor.
Ryanair'in Boeing'de bekleyen 111 uçak siparişi daha var.

Şirketin oldukça etkili olan tanıtım ve pazarlama stratejilerini bizzat CEO Michael O'Leary yönetiyordu. İngiltere'nin en büyük havayolu British Airways'i bile zaman zaman ti'ye alan O'Leary, şirketin tanıtım ve reklamlarında sıra dışı gösteriler gerçekleştirmişti.

kaynak: http://www.haberturk.com/ekonomi/haber/189693-Siradisi-CEO.aspx

Cuma, Ekim 30, 2009

Demirbank'ı Kaybetti Ama Dünyada 7 Bankanın Sahibi Oldu


Bir zamanlar bankacılık sektörünün yıldızı olan Demirbank'ın eski sahibi Halit Cıngıllıoğlu, artık Belçika'da yaşıyor. Cıngıllıoğlu bankacılık faaliyetlerini Demirhalk Bank ile Hollanda, Almanya, Belçika, Makedonya ve Kırgızistan merkezli olarak sürdürüyor.

Yer Çırağan Sarayı... Türkiye Bankalar Birliği Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası katılımcılarını ağırlıyor. Çoğunluğu bankacı ve finansçı konuklar arasında tanıdık bir sima var. Biraz çökmüş. Bir zamanlar bankacılık sektörünün yıldızı olan Demirbank'ın eski sahibi Halit Cıngıllıoğlu...
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile imzalanan istikrar programı çerçevesinde yapılan bankacılıkta yeniden yapılanma kararlarının ilk darbesini yiyen bankalardan biri olan Demirbank'ın sahibi Cıngıllıoğlu ile böyle bir toplantıda karşılaşmak ilginç oldu.
Önce Demirbank'ın Türkiye yolculuğunu sona erdiren sorunları hatırlamak gerek.
2000 yılında Türkiye'nin yaşadığı en büyük krizin ilk günleri, kasım ayının ilk haftaları. Demirbank'ın elinde 5 milyar dolara yakın hazine bonosu bulunuyor. Yani o günlerde Türkiye Cumhuriyeti Hazine'sinin toplam borç stoğunun yüzde 18,5'ini elinde tutuyor. Ancak bir gece faizler yüzde 700'e fırlayınca Demirbank yükümlülüklerini yerine getiremiyor. Bankaya el konulma şartı oluşuyor ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) aralık ayında Demirbank ve diğer bankası Ulusalbank'a el koyuyor. Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilen iki bankadan Demirbank 2001 yılı Eylül ayında ise HSBC'ye 350 milyon dolara satılıyor.
Bankasına el konulmasını haksızlık olarak niteleyen Cıngıllıoğlu Danıştay'da temyiz davası açtı, karar lehine sonuçlandı. Halit Bey "bankacılığını geri aldı ama bankasını kaybetti..."
Kendisine göre "devlete güvenmesinin" kurbanı olan, bankacılara göre ise doğru risk almadığı için bankasını kaybeden Cıngıllıoğlu, bankacı bir babanın çocuğu. Kayserili Nuri Cıngıllıoğlu, İstanbul'da 1940 yılında yüksek bankacılık ve muhasebe enstitüsünü bitirmiş, 1953 yılında ise demircileri bir araya getirerek Demirbank'ı kurmuş okullu bir bankacıydı. 1988 yılında bankayı oğlu Halit ve kızı Sema'ya devretti. Onlar da bankayı Türkiye'nin beşinci büyük bankası yapmayı hedefledi. Yıllarca hayatımıza "Demirbank hayırlı işler diler" sloganı ile giren banka krize yenildiği günlerde toplam 198 şubeye 3 bin 700 çalışana ulaşmış, 2 milyar dolar mevduatı ve 650 bin bireysel müşterisi ile Türkiye'nin 5'inci büyük özel bankası olmuştu.
Bankasını krize kaptırdıktan sonraki yıllarda ise Cıngıllıoğlu, bankacılıktan vazgeçmemiş, kızı Damla için Aralık 2002'de TMSF'den Toprak Bank'a ait yatırım bankasını alarak adına C Bank demişti. Bu bankayı daha sonra İsrailli Bank Hapoalim'e satan Cıngıllıoğlu Bank Pozitif adını alan bankada da ortaklığını sürdürüyor.

7 banka, 4 milyar euroluk iş hacmi
Yaklaşık 5 yıldır görüşmediğimiz, toplantılarda rastlamadığımız Halit Cıngıllıoğlu ile neler yaptığını konuştuk. Cıngıllıoğlu, Belçika'ya yerleşmiş. Kızı Damla yanında, oğlu Kemal ise İngiltere'de yaşıyor.
Demirhalk Bank ile bankacılık faaliyetlerini Hollanda, Almanya, Belçika, Makedonya ve Kırgızistan merkezli olarak sürdürdüğünü söyleyen Cıngıllıoğlu, yüzde 70 kendisine yüzde 30 ise Halk Bankası'na ait olan DHB ile bankasının bulunduğu ülke sayısının 7'ye ulaştığını söylüyor.
Verdiği bilgilere göre Avrupa'da Hollanda, Belçika ve Almanya'da faaliyet gösteren DHB'nin 10 şubesi var. Kırgızistan'da yüzde 15 IFC ve EBRD ortaklı Demir-Kırgız International Bankası bulunuyor.
Makedonya'da kısa bir süre önce krizden fırsat yaratarak bir banka satın aldığını söyleyen Cıngıllıoğlu'nun Bank Pozitif'teki yüzde 30 hissesi ise devam ediyor. Kazakistan'da da bu banka ile yer alıyor.
Toplam cirosunun ise 4 milyar euroyu bulduğunu anlatan Cıngıllıoğlu'nun banka ve iştiraklerinde çalışan sayısı ise yaklaşık bini bulmuş.
Bu arada sadece bankacılık değil inşaat, gayrimenkul ve enerji şirketlerinin de bulunduğunu dile getiren bir zamanların Türkiye'de güçlü bankacısı Halit Cıngıllıoğlu, belli ki artık uluslararası arenada iddialı...
Türkiye'de bankacılık yapmayı ise artık düşünmüyor. Bu konuda yorum yapmasa da "kırgın" olduğu anlaşılan Halit Bey'in talebi de başvurusu da yok.

kaynak:http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=130579

"Müşteri Artık Figüran"


Elektronik perakende sektöründe iki yıl önce Media Markt'ın sansasyonel açılışıyla başlayan 'izdiham' stratejisine 'müşteri figüran oldu' sözleriyle karşı çıkan Teknosa da stratejisini değiştirdi. Forum Alışveriş Merkezi'nde rakibi Saturn'le aynı gün açılış yapan Teknosa izdihamla açıldı. Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane 'Amacımız sansasyon değil, tüketiciyi ezdirmemek' dedi.

Gecenin 02.00'sinde Bayrampaşa'da büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Yatırımı yeni biten Forum Alışveriş Merkezi'nde Saturn ve Teknosa Exxtra mağazalarının önü, sabah saat 06.00'daki açılış için battaniyeler altında bekleyen yüzlerce kişi nedeniyle adeta bir mülteci kampını andırıyor. Kapıya en yakın olanlar sabah 09.00'dan beri burada. Ceplerinden çıkardıkları buruşuk kâğıt parçalarında 4 plazma TV, 9 MP3 player, 4 laptop gibi rakamlar yazılı. Gecenin soğuğunda kuyruğa giren genç yaşlı bu insanların amacı, yüzde 70'e varan indirim sayesinde ucuz ürünler kapmak.
Türkiye için bu görüntüler hiç de yabancı değil artık. 2007 sonunda Media Markt'ın Ümraniye'deki olaylı açılışıyla başlayan teknoloji marketleri yarışının yeni bir örneği bu. Üstelik bu kez rekabette o görüntülere tepki gösteren ve Genel Müdürü Mehmet Nane tarafından "Sadece bir şov sergileyerek müşteriyi figüran yaptılar. Biz müşteriyi şovumuzun bir parçası, figüranı yapmayız. Biz rekabete göre pozisyon almayız" sözleriyle eleştiren Teknosa da yer alıyor. Böylece Teknosa da Media Markt'ın da bağlı olduğu Media Saturn Holding bünyesinde bulunan Saturn mağazasıyla aynı gün, aynı saatte ve şok indirimlerle açılma kararı vererek, "izdihamlı açılışlarda ben de varım" mesajı veriyor.
Türkiye tekno zincirler kavramıyla 9 yıl önce Sabancı Grubu'nun teknoloji market zinciri Teknosa sayesinde tanıştı. Ancak 2007 sonrasında Media Markt'ın ardından Elektro World, Darty gibi markaların peş peşe mağaza açmasıyla rekabet fitili ateşlendi. Bugün büyüklüğü 2 milyar dolara yaklaşan pazarda teknoloji mağazalarının sayısı 500'ü bulurken, sektörün pazarlama stratejisi de "en ucuz ürünle" pazara çıkmak olarak değişmiş bulunuyor.
Yapılan açılışlarla 4 bin 300 metrekarelik alana sahip Media Markt'ın kardeş kuruluşu Satürn ile 2 bin 300 metrekareye sahip Teknosa Exxtra mağazalarında da tüketiciye "en ucuz ürünler burada" mesajı verilmiş oldu. 800'e yakın güvenlik görevlisi ile gerçekleştirilen açılışlarda sektörün kazandığı deneyim sayesinde, izdiham yaşansa da olumsuz görüntüler olmadı. Saturn mağazasının açılışını yapan Operasyonlardan Sorumlu Türkiye Genel Müdürü Yıldırım Karaali, Saturn'ün Türkiye'ye büyük umutlarla geldiğini belirterek, "Elektronik mağazacılık pazarı Türkiye'de yüksek potansiyele sahip. Biz de Saturn farkını bu pazarda yaşatmak ve tüketicilerin beklentilerini en iyi şekilde ve Saturn farkıyla karşılamak hedefindeyiz" diyor.

Sansasyon peşinde değiliz
Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane ise "Herkes İçin Teknoloji sloganı' ile çıktığımız yolda hızla ilerliyoruz. Bugün İstanbul'daki 62'inci mağazamızı açarak toplam mağaza sayımızı 235'e çıkarttık. Aldığımız önlemler, yapmış olduğumuz uygulamalar ve halkımızın sağduyusu sayesinde problemsiz ve düzenli bir açılış gerçekleştirdik" diyor.
Pazarlama stratejisindeki değişime yönelik ise Nane şunları söyledi: "Sansasyon peşinde değiliz. Biz insanların itilip kakılmasına, dayağa karşıydık. O yüzden bu açılışımızda da tüketiciyi figüran olarak değil baş tacı olarak kullandık. Çay kahve servisi yaptık, yağmur yağma riskine karşı yağmurluk dağıttık, her türlü güvenliği konforu sağladık. Tüketicinin ezilmemesi için ortam yarattık."

Ucuz mallara spotçu ilgi gösterdi
Alışverişe gelenlerin büyük çoğunluğunu ise spot mağaza sahiplerinin kiraladığı veya onlar için çalışan gençler oluşturdu. Belli sayıda ürün satın alma kuralını kırmak isteyen spotçular yüzde 70'e varan indirimlerden yararlanmak istedi. Her iki mağazanın açılışında da benzer ürünlerde yakın fiyatlar gözlendi. Örneğin Teknosa'da Lenovo Netbook 339 TL'den satılırken, Saturn'de LG'nin benzer ürünü 399 TL fiyat etiketine sahipti. Yine benzer şekilde LG'nin 50 inç'lik Full HD Plazma televizyonu Teknosa'da 1999 TL'den satılırken, Samsung'un benzer ürünü Saturn'de 1899 TL'den satışa sunuldu. Öte yandan, Nikon D60 fotoğraf makinesi Teknosa'da 899 TL'ye satılırken, hemen hemen aynı özelliklere sahip olan Canon 1000D ise 849 TL'ye satıldı.

kaynak: http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=131810

Perşembe, Ekim 29, 2009

Yeni Şirket Birleşmesinin Adı: Pfizer ve Wyeth




Pfizer Inc., Wyeth satın alımının tamamlanmasını takiben bugün Wyeth'le operasyonlarını birleştirdiklerini duyurdu


Pfizer'den yapılan yazılı açıklamada, Pfizer ve Wyeth'in birleşmesiyle sağlanacak ek kaynaklar ve insan gücünün, Pfizer'in yaşamın her alanında insan sağlığını iyileştirmek için bilimsel ve küresel kaynaklarını kullanma misyonunu daha da güçlendireceği kaydedildi.

Açıklamada, bu birleşmenin, Pfizer'in faaliyet gösterdiği beşeri ilaçlar, sağlık ürünleri ve hayvan sağlığı alanlarındaki lider konumunu güçlendirdiği ve geliştirdiği ifade edildi.

Pfizer Inc.'in, Wyeth satın alımının tamamlanmasını takiben bugün Wyeth'le operasyonlarını birleştirdiklerini duyurduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlarda, aşılar, biyolojik ürünler, küçük moleküller ve beslenme ürünlerini kapsayan ürünleri ile Pfizer, insan ve hayvan sağlığına artık çok daha geniş bir ürün portfoyü ile hizmet veriyor olacak. Pfizer bu birleşme ile çok sayıda tedavi alanında ilaçlara, henüz araştırma geliştirme aşamasında olan güçlü ürünlere, öncü bir bilimsel konuma ve üretim olanağına ve lider bir küresel varlığa sahip olmuştur.''

Pfizer Başkanı ve CEO'su Jeffrey B. Kindler, yaptığı değerlendirmede, Pfizer;in bu yeni ve güçlü şirketinin, sektördeki en iyi olanaklara, insan gücüne ve yeni ürünlere sahip şirketlerden biri olacağını bildirdi.

Kindler, şunları belirtti:

''Pfizer bu gücümüzü hastalar, hizmet ettiğimiz toplumlar ve paydaşlarımız için anlamlı sonuçlara dönüştürmeyi en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Şirketimizin insan sağlığına katkıda bulunmaya, hastalıklardan koruma sağlamaya ve dünyanın her yerinde sağlık konusundaki ihtiyaçları karşılayacak tedaviler sunmaya olan bağlılığı başarımızın en önemli ölçütü olacaktır.

İçlerinde dünya çapında bilim adamlarının ve yönetici liderlerin de bulunduğu, yetenekli Wyeth çalışanlarına Pfizer;e hoşgeldiniz demekten memnuniyet duyuyoruz. Yeni iş arkadaşlarımızın katılımıyla tüm Pfizerlilerin, işimizin her alanında gerekli tüm yetenek ve deneyimlere sahip olmaları ve Pfizer;in yaşamın her alanında sağlığı ve kaliteli yaşamı geliştirme tutkusunu paylaşmalarından dolayı gurur duyuyoruz.''


AA

Google Online Müzik Satışına Başladı!



İnternet Devi Google İnternette Müzik Parçası Bulmak, Dinlemek veya Satın Almaya Yarayan Yeni Bir Hizmet Başlatarak, Online Müzik Satışına İlk Adımını Atmış Oldu.



İnternet devi Google internette müzik parçası bulmak, dinlemek veya satın almaya yarayan yeni bir hizmet başlatarak, online müzik satışına ilk adımını atmış oldu.

Google'ın Los Angeles'taki Capitol Records müzik şirketinde Lala.com ve iLike online müzik şirketleriyle yaptığı işbirliğinden "Google music search" adlı bu yeni hizmet ortaya çıktı.

İnternette özel olarak müzik araması yapan bu yeni arama motoru, aranan şarkının o olup olmadığını anlamak için bir şarkıyı tam olarak dinleme olanağı sağlıyor.

Lufthansa'dan 32 Milyon Euro Zarar



Almanya'nın en büyük havayolu şirketi Lufthansa, yılın 9 ayında 32 milyon avro zarar ettiğini açıkladı.


Zararda, ekonomik krizin seyahat talebini zayıflatması etkili oldu.

Şirket, geçen yıl ocak-eylül döneminde ise 529 milyon avro net kar açıklamıştı.

Bu yıl 9 ayda şirketin gelirleri geçen yılla kıyaslandığında yüzde 13,2 düşerek 19 milyar avrodan 16,2 milyar avroya geriledi.

Lufthansa, çeyrek yıla ilişkin sonuç açıklamadı.

Şirket, devam eden zayıf talep ve fiyatlara karşılık petrol fiyatlarındaki artışın yenilenmesi tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.


AA

Media Markt Türkiye Pazarını Çok Sevdi



Elektronik ürünler mağaza zinciri Media Markt, İzmir Balçova Mağazası'nı açtı. Gece yarısından itibaren kuyruğa giren 5 bini aşkın kişi, sabah 06.00'da açılışı yapılan mağazada özel promosyonlu ürünlerden alışveriş yaptı. Şirketin Operasyonlarından Sorumlu Türkiye Genel Müdürü Nuri Topatan, açılışta gazetecilere yaptığı açıklamada, şirketin Türkiye'deki büyüme planlarına kararlılıkla devam ettiklerini belirterek, "Ülkemiz ekonomisine duyduğumuz güvenin yanı sıra Türkiye'nin sahip olduğu potansiyel ve büyüklük nedeniyle dört dörtlük bir yatırım atağı başlattık. 2009 sonuna kadar Türkiye'deki mağaza sayımızı 15'e, satış alanımızı 100 bin metre kareye çıkarmayı hedeflediğimiz yatırım atağımızın ilkini İzmir Balçova Mağazası ile yaptık. Bundan sonra 2 ay içinde biri Ankara, diğer ikisi İstanbul'da olmak üzere 3 mağaza daha açacağız'' dedi.

kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/10/29/mediamarkt_5_bin_kisi_ile_balcova_magazasini_acti

Ölümünden Sonra Bile Para Kazandıran Ünlüler



Forbes dergisinin ölümünden sonra en çok para kazandıran ünlüler listesinde ilk sırayı 350 milyon dolar ile modacı Yves Saint Laurent aldı
Moda, sanat ve bilim dünyasının ünlü isimleri yarattıkları marka değerleri ile öldükten sonra da para basmaya devam ediyor. Forbes dergisi her yıl olduğu gibi bu yıl da hayatta olmayan en çok kazanan ünlülerin listesini yayımladı. Bu yılki listede ilk sırayı 350 milyon dolar ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden ünlü modacı Yves Saint Laurent aldı. Neşeli Günler filminin müziklerini besteleyen Richard Rodgersile şarkı sözlerinin yazarı Oscar Hammerstein'in 235 milyon dolar kazançla ikinci sırada yer aldığı listeye 25 Haziran'da hayatını kaybeden Michael Jackson 90 milyon dolar ile üçüncü sıradan girdi. Yaşamında olduğu kadar ölümünden sonra da en çok para kazandıran 13 ünlünün 2008 Ekim ayından bu yana toplam kazancı 886 milyon doları buldu.

ELVİS 4'ÜNCÜ SIRAYA DÜŞTÜ
Müzik dünyasının gelmiş geçmiş en ünlü isimlerinden Rock'n Roll kralı Elvis Presley, 2001 yılından bu yana listede tam 7 kez yer aldı. Geçen yılın birincisi Presley 55 milyon dolarlık kazançla bu yıl dördüncü sıraya geriledi. Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı John Ronald Reuel Tolkien 50 milyon dolarla Presley'in hemen ardında yer aldı.

kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/10/29/yves_saint_laurent_mezarinda_bile_350_milyon_dolar_kazandi

Yaşasın Cimrilik! "Forum İstanbul" Açıldı



Bayrampaşa'daki alışveriş merkezinin açılış indiriminden yararlanmak isteyen vatandaşlar, saat 03.00'ten itibaren sıraya girdi. Kapıların saat 06.00'da açılmasıyla birlikte merkezdeki çeşitli mağazalara giren vatandaşlar, yoğun olarak dizüstü bilgisayarlar ve LCD televizyonlara yöneldi.

Kampanyalı ürünler stoklarla sınırlı olduğu için bitmeden almak isteyen vatandaşların zaman zaman izdihama yol açtığı ve kasalar önünde uzun kuyruklar oluşturduğu gözlendi.

Avrupa'nın önde gelen teknoloji ürün mağazası ''Saturn'' de Türkiye'deki ilk mağazasını ''Yaşasın Cimrilik'' sloganıyla burada açtı.

kaynak:http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/10/29/orta_gelirlinin_tercihi_turkiye

Ali Sabancı "Fotoğraf Çektirmek İçin Uçak Almıyoruz"


2.3 milyar dolar tutarındaki 24 uçaklık sipariş rakamını 2010 Ocak ayında kesinleştireceklerini açıklayan Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, istedikleri her ülkeye uçamamaktan yakındı


Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Pegasus'un 16'ncı dış uçuş noktası Basel'de gazetecilerle yaptığı sohbette, bir sonraki yeni hattın Paris olmasını istediklerini söyledi. Açıklamaları sırasında Ali Sabancı dertliydi, nedeni de istedikleri yere uçamamaları. Bunun nedenini, bayrak taşıyıcısı konumundaki THY ile ilgili yapılan ikili anlaşmalar ve bu anlaşmaların izin verdiği yerlerde ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden permi alamama olarak açıklayan Sabancı şunları söyledi: "Esas sıkıntımız uçuş hattının rekabetçi şekilde verilmemesi. Çünkü deniyor ki; 'sizin büyük ağabeyiniz, yeteri kadar dolu değil'. Ben ne yapacağım, büyük ağabeyimin başarmasını mı bekleyeceğim? Markaya 17.5 milyon euro yatırım yaptık, biz de serbestçe uçmak istiyoruz. Sivil havacılık müessesesinin havayolunu koruyan değil uçan misafirleri koruyan hale gelmesi lazım." Bulunduğu coğrafyanın en büyük uçak siparişi olan 3.2 milyar dolarlık sipariş rakamını 2010'da kesinleştireceğini belirten Sabancı, "Şu anda Türkiye'de iç hatlar rekabete açık. Dış hatlar ise aynı oranda rekabete açık değil. Dolayısıyla biz diyoruz ki biz bu uçakları fotoğraf çektirmek için almıyoruz, uçurmak için alıyoruz. Uçurdukça misafirler daha ucuza uçuyor" dedi.

BAŞARI ÖYKÜSÜ İÇİN UMUT VAR
Sabancı, "12 milyon euroya aldıkları Pegasus Havayolları'nda gelinen noktayı bir başarı öyküsü olarak görüyor musunuz?" sorusuna dikkatli bir yanıt veriyor. "Başarı öyküsü demek için erken bence" diyen Sabancı, nedenini de şöyle açıklıyor: "Çünkü şu ana kadar biz kendimizi Türkiye'de ispatladık. Türkiye'de işlerimiz kapasite itibarıyla da oturdu, daha Türkiye dışında ispatlayamadık. Ve bu da vakit alacak tabii. Büyük abi 75 sene evvel kurulmuş tabii. Öyle baktığında tam başarı öyküsü diyemem.
Ama sanki umut varmış gibi. "

kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/10/29/fotograf_cektirmek_icin_ucak_almiyoruz_birakin_ucalim

Cuma, Ağustos 14, 2009

Turizmciler Yaban Domuzuyla Turist Avlayacaklar!!!


Silkar Grubu Antalya'da yılın 12 ayı hizmet vermek için LykiaWorld&LinksGolf Antalya'da golfün yanı sıra atçılık, balıkçılık, avcılık gibi farklı alternatifleri devreye sokmaya hazırlanıyor. LykiaWorld otellerinin sahibi Silkar Grubu'nun Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Silahtaroğlu, "Örneğin, Toroslar'da büyük bir bölgeyi kiralamak için Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile görüştük. Golf için otelimize gelen turist, Toroslar'da yaban domuzu avına çıkacak. Seneye devreye sokmayı planlıyoruz. 2-3 saatlik programlar yapacağız" dedi.


Otellerine zengin turisti çekecek alternatifler ve yeni konseptler geliştirdiklerini belirten Silahtaroğlu, Antalya Serik'teki otelin yanında bulunan köyde de bir hara kurmaya hazırlandıklarını ifade etti. Silahtaroğlu, "Verilecek hizmetin sonu yok. Baharda ya da kış aylarında ailenin babasının gün içinde golf oynamasını ya da avlanmasını, kızının ata binmesini, oğlunun su sporlarıyla ilgilenmesini, eşinin ise SPA'da vakit geçirmesini sağlayacağız" diye konuştu.

Metro'nun Türkiye'deki AVM'leri Sayısı 10'a ulaştı

Metro Group, Türkiye'deki 10'uncu, İstanbul'daki ikinci alışveriş merkezini Merter'de açtı. Geniş yeşil alanlara sahip olan M1 Meydan Merter'in çatısı da açılıp kapanma özelliğine sahip.

Metro Group, Ümraniye'den sonra ikinci "Meydan" alışveriş merkezi (AVM) olan M1 Meydan Merter'i Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın katılımıyla dün açtı.
Güneş enerjisi kullanan, geniş yeşil alanlar içeren ve çatısı açılıp kapanan M1 Meydan Merter Alışveriş Merkezi, çevreci yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor. 50 milyon euroluk yatırımla kurulan ve içinde 50 mağaza yer alan M1 Meydan Merter, Media Markt ve Real mağazalarına da ev sahipliği yapıyor.
Merter M1 Meydan Alışveriş Merkezi'nin açılışını duyurmak amacıyla önceki gün düzenlenen basın toplantısında konuşan Metro Group Asset Management Genel Müdürü Gündüz Bayer, Metro'nun ilk alışveriş merkezini 1998 yılında Ankara Bilkent'te açtığını, Meydan Merter'in açılışıyla beraber Türkiye'deki AVM sayılarının 10'a ulaştığını kaydetti. Merter M1 Meydan Alışveriş Merkezi'ni planlarken yaptıkları araştırmaya göre müşterilerinin güneş ışığını içeriye alan mekânlar istediklerini anlatan Bayer, artık kapalı kutu şeklinde AVM'lerin istenmediğini, dünyadaki trendin de bu yöne doğru gittiğini söyledi. Merter M1 Meydan Alışveriş Merkezi'nin inşaatının 500 kişi ile 18-19 ayda tamamlandığını anlatan Bayer, "Mağazaların dekorasyonu hariç 50 milyon euroluk yatırım yaptık. Alışveriş merkezi 45 bin metrekare alan üzerine kurulu. 30 bin metrekare kiralanabilir alan, 50 mağaza ve 1350 araçlık otoparkımız var" dedi.

Real ve Media Markt mağaza sayısını artırdı
Yaklaşık 1 ay önce Fulya'da mağaza açtıklarını belirten Real Hipermarketleri Genel Müdürü Kubilay Özerkan da Meydan AVM'deki mağazaları ile sayılarını 13'e çıkardıklarını, İstanbul'daki 5'inci mağazalarını açtıklarını ifade etti. Özerkan, yıl sonunda 6'ncı mağazalarını açma hedefinde olduklarını da dile getirdi.
Media Markt Genel Müdürü Nuri Topatan ise Merter Meydan AVM'de açacakları mağaza ile Türkiye'deki mağaza sayılarını 11'e çıkaracaklarını ifade etti. Topatan, müşterilerini açılış klasiği haline getirdikleri özel fiyatlar ile karşılayacaklarını da söyledi.

kaynak: http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=127287&KOS_KOD=9

Sony Ericsson'dan Kız telefonu: Jalou!


Sony Ericsson, kadınların en hayati ihtiyaçları olan ayna, zayıf kalmak için adım sayacı ve burç tahmini güncellemeleri gibi özelliklere sahip "kız telefonu" Jalou'yu tanıttı.

Sony Ericsson, "sanat, mimari ve mobilya trendlerini" araştırarak tasarladığı yeni cep telefonu Jalou'yu tanıttı.

Sony Ericsson'un bu derin araştırmalarla ulaştığı sonuç, kadınların hayattaki başlıca kaygılarının makyaj, alışveriş, dedikodu ve diyetten ibaret olduğu.

Zira, kesilmiş elmasa benzer bir şekle sahip olan Jalou, "en sevdiğiniz rujdan daha kısa" olarak tanıtılıyor ve 84 gramlık ağırlığıyla "el çantasında ağırlık yapmıyor. Çünkü kadınlara ruj ve çantaya göre ölçü vermediğinizde, telefonun boy ve ağırlığını anlayamıyorlar.

Jalou'nun ilk vurgulanan özellikleri de (herhalde kısıtlı kadın beyniyle daha rahat iletişim kurulabilmesi için), ayna işlevi de görebilen ekranı, "form tutmaya yardımcı", "alışveriş yaparken ne kadar yürüdüğünüzü gösteren" Walk Mate adım sayacı ve "yıl boyunca burç işaretleri ve özel olaylarla günccellenen özel moda arayüzü".

Jalou, aslında sadece ilginç şekilli, ufak tefek, kendi halinde bir kapaklı telefon. 2 inçlik ekran, 3.2 megapiksel fotoğraf makinesi, HSPA 3G bağlantısı, microSD kart yuvası, Bluetooth, medya oynatıcı, RSS beslemesi okuyucu, görüntülü arama, YouTube uygulaması, e-posta gibi gündelik, kullanışlı özellikleri var.

kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=949606&Date=14.08.2009&CategoryID=117

Salı, Temmuz 21, 2009

Dört Değil Sekiz!!!



Akıl hastanesinde dört dört diye bağıran bir adam... Peki kimdi bu? Arthur Mendelson, "zamanın en yenilikçi beyinlerinden biriydi, şimdi ise pencereleri bile sayamıyor" diye tanımlıyordu hasta bakıcı onu.

Patch Adams'ın dikkatini çeken ve dehalık sendromundan akıl hastanesine kendi isteğiyle gelen bu adamda bir farklılık vardı. Patch bu kaçık adamın yanına oturup sohbete başladığı anda dört parmağının hangi rakamı gösterdiği sorusuyla karşılaşmıştı. Tabiki cevap dört'tü. Bana bak diyordu kaçık adam, soruya odaklanma ve bana bak!!! Bir anda dört sekize dönüşmüştü... Evet evet sekiz diyordu kaçık adam, doğru cevap bu!!! Başkalarının göremediğini görmelisin, başkalarının korkudan, uyum kaygısından, tembellikten ötürü görmemeyi tercih ettiğini gör! Bak tüm dünya hergün yenileniyor. Aslını istersen doğru yola girdin, burda kaçık ve ihtiyar bir adamdan başka birşey görmeseydin, başlangıç bile yapamazdın :)

Bu başlangıç Patch Adams'ın kendini tekrar bulmasına, akıl hastanesinden çıkıp tıp eğitimine devam etmesine ve alternatif tedavi yöntemleriyle(içine mizah katılan), hasta bağışları ve kendi girişimiyle yoksullar için kurduğu özel klinikle ününü tüm ülkeye yayacak ve adına çekilen sinema filmiyle de tüm dünyada isim yapacaktır. Bakmak ve görmek, ve herkesten farklı olmayı başarabilmek; sanırım bütün mesele bu...

Yönetim Kurullarında Cinsiyet Çeşitliliği ve Bunun İşletme Performansına Olan Etkisi

Yönetim kurullarında bayanların artan rolleri sonucunda günümüz iş dünyasının en çok tartışılan konularından birisi de yönetim kurullandaki cinsiyet çeşitliliğidir. Burada akla gelen sorulardan bir tanesi "Bayan yönetim kurulu üyelerinin toplam yönetim kurulu üyelerine oranı nedir?", bununla beraber akla gelen bir diğer soru, "Bayan yönetim kurulu üyelerinin yüzde kaçı bağımsız yönetim kurulu üyesi pozisyonundadır?" ve bir diğer soru da "Bayan yönetim kurulu üyeleri yönetim kurullarında ne kadar etkililer ve bunun işletme performansına olan etki düzeyi nedir?"... Sorular uzayıp gidiyor. Bununla ilgili Bangladeş'te Dutta ve Bose'nin (2006) yaptığı çalışma da incelenebilir aslında: "http://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=1029041"

Mete Karayel

Türkiye'de Kurumsal Yönetişimin Artan Önemi

(Corporate Governance) "Kurumsal Yönetişim" ya da Türkiye'deki genel kullanımıyla "Kurumsal Yönetim" kavramı dünyada ve ülkemizde her geçen gün daha da önem kazanmakta ve bu kavramın önemine dair olan farkındalık düzeyi her geçen gün artmaktadır. Bu konu hakkında genel bilgi sahibi olmak için alttaki linke göz atmakta fayda olacağını düşünüyorum.

http://www.spk.gov.tr/indexcont.aspx?action=showpage&menuid=10&pid=0

Mete Karayel

Cuma, Temmuz 17, 2009

Müşteri Memnuniyeti Sağlamada Yeni Yol "GülümsemeÖlçer"



Japonya'da bazı tren garlarında çalışanların gülümsemeleri ölçülüyor.

Müşterilerin memnuniyeti için çalışanlar her sabah, doğru tonu tutturuncaya dek karşılama ve özür cümlelerini yüksek sesle tekrarlıyor ve gülümsemelerinin doğru olup olmadığını ölçen cihazın başında bir süre duruyor.

Keikyu şirketinin 15 istasyona yerleştirdiği cihaz, çalışanlarının "çok da ileri gitmeden" yeterince güleryüzlü olup olmadığını değerlendiriyor.

Yüzünü algıladıktan sonra görevlinin gülüşüne 0-100 arasında bir not veren cihaz, gülümsemenin doğru olması için alt yazılarla önerilerde de bulunuyor.

Bilet dağıtıcılarının 10 kat hızlı olduğu, dakikada 80 yolcuya bilet verildiği ve bunun şaşmadığı, anonslarda ender anormalliklerin çıktığı, trenin tam saatinde geldiği, kontrol görevlisinin müşterinin tüm sorularına cevap vermeye hazır olduğu "demiryolu ailesinde", özel yazılımlı bilgisayardan oluşan ve bir kameraya yerleştirilen "gülümsemeölçer", zaten şımartılmaya alışmış Japon müşterilerin gururunu okşuyor.

AA

Cumartesi, Mayıs 09, 2009

Mado'nun Keçisi de MARKA oldu- MADOBEYAZI

Türkiye'nin önemli dondurma markası Mado, 12 milyon dolarlık yatırım yaparak modern bir keçi çiftliği kurdu. Saanen keçisini melezleştiren firma bu keçiye de 'Madobeyazı' adını verdi.



Mado, Maraş dondurmasındaki lezzetin sırrı olarak gösterilen keçi sütünü üretmek için harekete geçti. Türkoğlu ilçesine bağlı Kılılı beldesinde toplam 600 dönüm alan üzerine 12 milyon dolara modern bir çiftlik kuran Mado, ilk etapta 10 bin keçiye ulaşmayı hedefliyor.

100 yıllık dondurma geleneğine sahip olan Kanbur ailesi, Kahramanmaraş'ta son 30 yılda Mado markasıyla bir yandan dünyaya açılırken bir yandan da farklı projelerle yakaladıkları bu başarıyı devam ettirmek istiyor. Aileden dondurmacı olan Mado Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kanbur, dondurmanın vazgeçilmezi olan keçi sütünün bu sektör için stratejik bir ürün haline geldiğini belirterek, keçi sütünü sadece dondurma için düşünmediklerini, önümüzdeki yıllarda farklı marka ve ürünlerle gıda piyasasına gireceklerinin mesajını veriyor.

MADO, SAANENİ MELEZLEŞTİRDİ

İsviçre patentli Saanen keçisini bölgeye getiren Mado, yaklaşık 1 yıldır önemli bir poje üzerinde çalışıyor. Önce 600 dönüm alan üzerinde modern bir çiftlik kuran firma, üniversiteden destek alarak Saanen keçisi ile Halep keçisini melezleştirmeye başladı.

İlk başta ciddi kaygılarının bulunduğunu anlatan Mehmet Kanbur, geldikleri noktada projenin başarılı olduğunu ifade etti. Saanen keçisinin hem çok süt verdiğini hem de üçüz-dördüz doğurduğunu kaydeden Kanbur, melez keçiye de ''Madobeyazı'' adını verdiklerini belirtti.

Çiflikte yaklaşık bin keçinin bulunduğunu ifade eden Kanbur, amaçlarının, yetiştirdikleri Madobeyazı keçisini bölgede yaygınlaştırmak olduğunu dile getirdi. Kanbur, ''Şimdi yeni bir projeyi hayata geçirebilmek için yola çıktık. Buradaki yavru keçileri ailelere dağıtacağız. Üstelik bunun için başlangıçta herhangi bir ücret almayacağız. Her aileye 25 Madobeyazı keçisinin yanında 5 yıl süt alım garantisi de veriyoruz. Buradaki hedefimiz ise yılda bin keçiyi vatandaşlarımıza verebilmek. Böylelikle özellikle kırsaldaki vatandaşlarımız için önemli bir geçim kaynağı oluşturmuş olacağız'' diye konuştu.

KEÇİ SÜTÜ PAKETLEME TESİSİ DE KURACAK

Keçi sütünün besin ve mineral değerleri açısından anne sütüne en yakın süt olduğunu anlatan Kanbur, ileriki aşamalarda Kahramanmaraş'a keçi sütü paketleme tesisi de kuracaklarını kaydetti. Kanbur şöyle devam etti: "Bunun için aslında her şeyimiz hazır. Pazarlama yöntemini de belirledik. Türk halkını keçi sütü ile karşılaştırmayı hedefliyoruz. Modern bir tesiste hijyenik ortamda hazırlayacağımız sütü büyük marketlere de vereceğiz" diye konuştu.

YABANCI SERMAYE İLE ORTAKLIK

Küresel dünyada yabancı ortaklıkların önemine dikkati çeken Mehmet Kanbur, sözlerini şöyle tamamladı:

''Hiç kimse artık pastayı tek başına yiyemiyor. Çok para da kazanamıyorsunuz. Bizim ticaretteki felsefemiz şu. Gelin hep beraber kazanalım. Birlikte çalışalım birlikte kazanalım. Onun için Uzakdoğu'ya açıldık. Onun için yabancı ortaklıklara önem veriyoruz. Şimdi bu keçi projesinde de yabancı sermaye ile görüşüyoruz. Ama bu çok basit bir iş olmayacak. Sütten peynire, sucuktan diğer ürünlere komple bir sistem geliştirmeyi planlıyoruz. Her şeyinden faydalanmak istiyoruz. Tabii bunu yaparken de markalaşmayla beraber gideceğiz.''



AA